Doğanın Yeniden Canlanışı
20 Mart bahar ekinoksu ile Kuzey Yarımküre’de baharın başlangıcını kutluyoruz. Baharın başlangıcı pek çok kültür ve inanç sisteminde önemli bir zaman olarak kutlanır. Kuzey Yarımküre’de baharın başlangıcı genellikle 20 veya 21 Mart civarında gerçekleşir ve bu dönemde doğa yeniden uyanmaya başlar, bitkiler filizlenir, kuşlar göç eder ve günler daha uzun ve sıcak hale gelir. Baharın gelişi mitolojide tanrıların yeniden doğuşu, yeryüzüne tekrar gelişiyle ilişkilendirilir böylece doğa tekrar uyanır. Doğu felsefesinde de baharın başlangıcı önemlidir ve kozmik denge ile ilişkilendirilir. Yin ve Yang, Shiva ve Shakti gibi dişil ve eril güçler arasındaki denge, doğanın döngüsünde önemli bir rol oynar. Baharın gelmesiyle birlikte, doğadaki bu denge ve uyumun yeniden kurulduğu düşünülür. Ayrıca, ateş ve su gibi karşıt elementler arasındaki denge de vurgulanır; ateşin canlılık ve hareketlilikle ilişkilendirildiği, suyun ise yumuşaklık ve bollukla ilişkilendirildiği düşünülür.
Baharın gelmesi mitolojide genellikle bir yeniden doğuş veya canlanma olarak görülür. Birçok kültürde, bahar tanrıları ve tanrıçalarıyla ilişkilendirilir ve bu dönemde doğanın yeniden canlanması, bereketin artması ve yaşamın yeniden başlaması sembolize edilir. Örneğin, Yunan mitolojisinde Persephone’nin yeraltı dünyasından çıkarak annesi Demeter ile buluşması ve doğaya hayat vermesi baharın simgesidir.
Sümer Mitolojisi
Sümer mitolojisindeki Dumuzi (Babil’de Tammuz olarak bilinir), doğa döngüsü ve bereketle ilişkilendirilen önemli bir tanrı figürüdür. Dumuzi, İnanna’nın sevgilisi ve aynı zamanda bir çobandır. Hikayeye göre, Dumuzi ve İnanna arasında bir aşk ilişkisi vardır. İnanna bir sebepten yeraltına iner ancak geri dönemez. Yeryüzüne dönmesi için tek şart bir başkasının onun yerine yeraltına gitmesidir. Arkasından yas tutmadığı için kocasına kızan İnanna Dumuzi’yi yeraltına gönderir. Ancak Dumuzi’nin yeraltına girmesiyle toprak verimsizleşir, hayvanlar doğurmaz, bereketsizlik baş gösterir. Bu yüzden Dumuzi’nin yer altından çıkarılması gerektiğine karar verilir ve Geştinanna yılın yarısında kardeşi Dumuzi için yeraltı alemine gitmeyi teklif eder. Kabul edilen bu teklif neticesinde yer altına Geştinanna iner ve Dumuzi yeryüzüne çıkar. Yılın 6 ayı İnanna ile birlikte olurlar ve bu sebepten dolayı çiçekler açar, mahsuller çoğalır, bereket yeniden dünyaya yayılır.
Böylece, Sümer mitolojisinde Dumuzi’nin hikayesi, doğanın döngüsü ve baharın başlangıcıyla yakından ilişkilendirilir. Dumuzi’nin ölümü ve yeniden doğuşu, doğanın ölüm ve yeniden canlanma sürecini yansıtır ve baharın gelişini kutlamak için kullanılan sembollerden biridir.
Mısır Mitolojisi
Eski Mısır mitolojisinde, Osiris bereket, ölüm ve yeniden doğuşun tanrısı olarak önemli bir figürdür. Osiris’in hikayesi, doğanın döngüsüyle sıkı sıkıya ilişkilidir ve baharın başlangıcıyla da sembolize edilir.
Osiris’in hikayesi, kardeşi Set tarafından öldürülmesiyle başlar. Set, Osiris’in cesedini parçalara ayırır ve dağıtır. Ancak Osiris’in eşi İsis, onu bulur ve 7 parçasını toplar. İsis’in büyü gücüyle Osiris, ölümden dirilme gücü kazanır ve ölümden sonra yaşamın sembolü haline gelir.
Osiris’in ölümü ve yeniden doğuşu, Mısır mitolojisinde doğanın döngüsünü ve yaşam ile ölüm arasındaki sürekli değişimi simgeler. Bu hikaye, bereketin kaynağı olan toprakla bağlantılıdır ve tohumun ekilmesi, büyümesi, ölmesi ve yeniden doğması gibi tarımsal döngüleri yansıtır.
Kelt Mitolojisi
Kelt mitolojisinde, Cernunnos veya Belenos gibi doğa tanrıları baharın başlangıcı ve bereketle ilişkilendirilir. Cernunnos, Kelt kültüründe boynuzlu bir tanrı olarak bilinir ve bereket, doğurganlık ve yaşamın sembolüdür.
Cermen Mitolojisi
Ostara, Cermen mitolojisinde ve pagan geleneklerinde baharın başlangıcını simgeleyen bir tanrıçadır. Ostara, doğurganlık, yeniden doğuş ve doğanın uyanışıyla ilişkilendirilir. Alman pagan geleneğinde, Ostara, baharın resmi başlangıcını işaret eder ve bu dönemde doğanın yeniden canlanışı kutlanır.
Ostara’nın adı, İngilizce’deki “Easter” kelimesinin kökeni olarak da kabul edilir ve Hristiyan Paskalya Bayramı ile ilişkilendirilir. Hristiyanlıkta, Paskalya, İsa’nın ölümünden sonra yeniden doğuşunu kutlar ve bu nedenle doğanın yeniden canlanışıyla benzerlik gösterir. Hristiyanlık öncesi dönemdeki Alman pagan geleneğinden gelen bazı unsurlar, Hristiyan Paskalya Bayramı’na entegre edilmiş olabilir.
Ostara’nın sembolik ögelerinden biri, tavşan figürüdür. Diğer semboller arasında yumurta bulunur; çünkü yumurta ve tavşan, doğurganlık, yeniden doğuş ve bereketle ilişkilendirilen sembollerdir.
Böylece, Ostara ve baharın başlangıcı arasında güçlü bir bağlantı vardır ve Ostara, doğanın uyanışı ve yeniden canlanışı kutlamalarında önemli bir rol oynar. Bu kutlamalar, toplulukların yeni başlangıçlarını, bereketin ve yaşamın yeniden canlanışını kutlamak için gerçekleştirilir.